27 Eylül 2009 Pazar

Untraceable

Oldur.com

Bir gün FBI tarafından girilmemesi gereken bir site haberi duyarsanız ne yapardınız ? Heleki adı killwithme.com ise.

Aslında her geçen gün yaklaştığımızı düşünmemize neden olan bir gerçek saklı bu filmde , asıl
suçlunun sözlerinden de anlaşıldığı gibi.
FBI Özel Ajanları bu sefer net üzerinden ölümleri canlı olarak yayınlayan bir seri katilin peşinde.
Bu cinayetlerin ilginç yanı ise siteye her tıklamanın ölümleri hızlandırdığı.
Daha birçok cümle kurmak isterdim ama film her dakikasındaki heyecanını korumalı henüz izlemeyenler için.



2008 vizyonlu , Gregory Hoblit 'in 4 filmi olan "Oldür.com" Diane Lane hayranları için ilk sıralarda olmalı.
Suç , dram ve polisiye içerikli filmimiz , imdb puanının düşük olmasına anlam veremediğim filmlerden.
İzlemeyen kalmasın dediğim türden bir film.İyi seyirler.

06 Haziran 2009 Cumartesi

Moulin Rouge

You're free to leave me, but just don't deceive me
And please believe me when I say I love you


Bir arjantin milli dansı olan tango , tutkunun , aşkın ve seviginin dansı olarak bilinir.Arjantin genel evlerinden çıkma olan dans bir filmde o kadar etkileyici yer almışki , yıllar öncesinin filmi olsa da aklıma gelince paylaşmak istedim.Hayır Al Pacino demiyorum , "Kadın Kokusu"ndan sonra en etkileyici tango sahnesine sahip film.Tabiki Baz Luhrmann ve tabiki Moulen Rouge.



Romeo + Juliet 'ten sonra Moulin Rouge'un , en son da Australia filminin senartist ve yönetmeni Baz Luhrmann.Artık Luhrmann deyince ilk akla gelen romantik bir film olması gerektiği sanırım.Aynen de öyle aslında.Müzikal / romantik ve dram türlerinin herbirini bir
parça içeriyor filmimiz.

"Avustralya" filmi de neymiş dedirten bir filmi bence en az bir kere izlemeli.

Neyse amacım filmden bu müthiş partın blogumda yer etmesiydi.İyi seyirler :)


video

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Waltz with Bashir

Beyrut’taki Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında ,1982 yılında yapılan katliama tanıklık etmiş İsrail askerinin ,o dönemde psikolojik olarak bastırdığı yaşanmışlıkları hatırlamaya çalışma sürecini işlemekte film.Yönetmen Ali Formal İsrail ordusunda görev yapan genç bir piyade olarak katliamı kendi bakış açısıyla anlatıyor.Folman bir arkadaşı ile karşılaşması ve arkadaşının gördüğü rüyalardan bahsetmesi üzerine , hafızasını yeniden toparlamaya başlıyor.Filmin nasıl bittiğini anlamıyorsunuz.Ya da aylardır izlemek istediğim için o animasyon sahnelerine kaptırdım kendimi.
Filmin adının nerden geldiğini merak edenleri de ilginç bir sahne bekliyor.



Animasyon , belgesel , dram , biyografi ve savaş türlerinin hepsini içeren ,Uzun metrajlı bir film olan "Beşir'le Vals" , bu türün tek örneği olarak biliniyor.Animasyon olmasının nedeni , bütçesinin düşük olması ve yönetmenenin oyuncuların katliamı yaşayan ve yaşatanların duygularının tam olarak yansıtamayacağını düşünmesiymiş.Filmin Gazze'de yaşananlar ile yakın zamanda gösterimde olması da yönetmene bir çok soru doğuruyor tabi.Fakat Folman yine de filmin politik bir film olmadığını öne sürmekteymiş.




Kaçmaması gereken filmlerden biri olduğunu belirterek Altın Küre 'de “En iyi yabancı film” dalında ödüllendirildiğini de hatırlatalım.

16 Mayıs 2009 Cumartesi

The Shawshank Redemption

Ağır ceza olarak şehrin dışındaki hapishanelere gonderilen suçluları , o iç karartıcı hapishaneleri ve tabiki burdaki gardiyanları , hapishane müdürlerini ve suçlulara uyguladıkları suçları bir çok filmden biliyoruz aslında.Bu seferki çok farklı ama.1994 yılının filmlerinden biri "The Shawshank Redemption ". Stephen King'in bir öyküsünün uyarlaması olan filmin yönetmeni en son "The Mist" filminde karşımıza çıkan Frank Darabont aynı zamanda "Yeşil Yol (1999)" ve "Collateral (2004)" filmelrinin de senaristi.

Başrollerinde Tim Robbins ve Morgan Freeman olan filmde , en son "The Dark Knight " filmiyle izlediğimiz Morgan Freeman 'ın çok yavaş yaşlanan şanslılardan olduğunu da gözden kaçırmak imkansız.



İzlememiş kimsenin olduğuna inanmak istemediğim için olsa gerek , "Esaretin Bedeli" diyince artık nasıl bir film olduğundan bahsetmeye gerek duymuyorum.

Şimdi nerden çıktı vizyona bu kadar yeni film girerken diye düşünenleriniz varsa , benim gibi yapıp tekrar izlemelerini öneriyorum.

11 Mayıs 2009 Pazartesi

T&T Marmara Community

Uzun süredir yazamıyorum buraya . Ne zamandır bişey okumaya vaktim olmadığı için belki de .Ama bugün 4 gündür süren bir sempozyumun son günüydü ve aslında heryere yazılması gereken bir girişimdi:)
Marmara'da okuyorsanız eger okul içindeki prosedürlerin , öğrenciye herhangi bir faaliyet yapma konusunda ne kadar fazla engel çıkarttığını da biliyorsunuzdur.Marmara Community'nin bu kadar girişimciyi , başarı öykülerine sahip insanları bir araya getirmiş olması niye diğer üniversitelerden , farklı şehirlerden insanların da bu güzel havada bir salonda saatlerce otuduğunu resmediyor sanırım.


Aslında uzun uzun kimlerin geldiğinden bahsetmek isterdim ama blog içeriğim uymadığı için katılımcılardan biri olan Dr Uğur Özmen'in geliştirdiği bir reklam profilinden bahsederken verdiği ufak bir bilgiyi paylaşabiliceğim sadece.Sempozyumdan alakasız bir bilgi olsa da ....
" O çok sevdiğimiz filmlerin sahibi ve tüm filmlerinde kendisinin buram buram kokusunu yayan yönetmen Ferza Özpetek'in yönetmenliği üstlendiği tek reklam filmi , Özmen 'in deyimiyle gri lekesiz bir idealine ulaşma serüvenine sahip Orhan Gencebay'ın rol aldığı "İdeal Kart " reklamları ."

02 Mayıs 2009 Cumartesi

Rachel Getting Married


2008 yapımı bir Jonathan Demme filmi. Jonathan Demme , bilmeyenler için , "Kuzuların Sessizliği" filminde kendini tanıtan yönetmen.Oyunculardan biri olan Anna Hathaway bu sefer alıştığımız şeker kız rolunden değil . Film boyunca heran sempatik bir role bürüneceğini bekliyorsunuz ama o an hiç gelmiyor gibi.Baş rolde olan Hathaway bir bağımlıyı canlandırıyor ve filmde de aslında bağımlılığının ailesine neler yaptığından bahsediliyor.
Filmin bir ilginç yanı daha var.O da sanırım kamera çekimlerinin çalkantılı olması.Bir metottur bu da belki ama filme amatör bir hava katığı kesin.


Neyse izlenecek bir film diyelim.

29 Mart 2009 Pazar

Lord Of The Rings

Bazen çok beğenilen şeylere karşı önyargıları oluşur insanın.Hele birde herkesin diline dolanan bir olaysa , önyargılar negatif yönde büyür.İşte bu 6 sene öncesinde gösterime giren bir film için oluşmuştu bende.Fakat geç de olsa farkettim ne kadar büyük bir hata yapıp bu kadar sene izlemeyi reddetmemin çok büyük bir kayıp olduğunu.Tabiki bir filmden bahsediyorum "Slumdog Milioner" gibi 2009 Oscar'ları kadar çok ödülü 2003 yılında toplamış bir filmden , bir film serisinden bahsediyorum:The Lord Of The Rings. Peter Jackson 'ı da bu filmle tanımış ve izledikten sonra da sevmiş biri olarak İkişer sene aralıklarla yönetmenlik hayatını sürdüren birinin , neden beş yıl gibi uzun bir süre beklediğini bu filmle anlayabiliyoruz.


Kitabın yazarı filmin en büyük tebriğini hakeden isimdir bence.John Ronald Reuel Tolkien yaşarken yazdıklarından fazla ölümünden sonra hikayelerinin birleştirilmesiyle yayınlanan kitaba sahip bir yazar.Eminim ki , 50'li yıllarda yazdığı bu serinin , ölümünden sonra kendini kahramanlaştıracağını hiç düşünmemiştir.Azbuz bir süreç değil , ölümünden tam 30 yıl sonra duyuldu ismi.Tekrar gösterime girme ihtimali olsa bi kaç kez daha izlerdim sanırım.

Bu arada çok da eğlenceli bir oyunu varmış.Geçenlerde oyun üstadı bir arkadaşın bilgisayarında gördüğüm kadarıyla bir o kadar da basit.