Parmaklıklar arasında ki özgürlüklerden bahsetmişken,
biz bu sefer gerçekten güldük şimdiye.
geçmişi unutamayanların şerefine,
bir değmezlik yükledikleri için geleceğe,
bir harfte eksilen saliselerin hüznü içinde,
yüzleşemediklerimiz eşliğinde ,
korktuklarımız benliğinde
...
bitmeyen hikayeler kurmaya çalıştık...
hikayelere sığdıramadıklarımıza da
hayal dedik...
hayal kurmak güzel şey dedik...
tüm korkulardan yalın,
tüm biçare süreçlerden uzak.
...
ama biz masallarımızı unuttuk!
o ilk dinldiğimiz ,
hep öyle olması gerekiyormuş gibi
sonu güzel biten...
peki biz sadece çocukken mi hakediyoduk
güzel sonları?
şimdi o kadar mı korkuyoruz sonlardan ki
masal bile diyemiyoruz sanki....
ne zaman sıkıldık,
yarına olan inancımızı masallarla mı kaybettik yoksa?
aslında biz korkularımızı sıraldığımızda kaybolduk,
kendimizi bulamamk gibi.
yoktan amaçlar edinip gizlice
uğruna bir kalkan daha giydiğimiz nefeslerle,
hep savunduk her nöbette...
ve böylece,
başkalarının yerine ,
bir daha savurduk geçmişe,
bir keşke ...
peki sen ?
çok mu mutlusun yarını düşünerek yaşamaktan?
şimdi olması gerekmiyor mu bazen,
ama sen de
yanlızlıktan,
başarısızlıktan,
aşık olmaktan korkanlardansın...
işte bu yüzden, hiç haketmedin sen...
...
şimdi hayal bile kurulamayan,
geçici tatminlerle uyuyan,
ve belki çok önceden çizilmiş notalarla çalışan,
sıyrılamayıp başka hayatların rotasından,
kaçtıklarıyla yaşayan,
ama ısrarla da benliğini savunan
...
herneyse....
sen mut dediğin o yerde
kendini sakın kaybetme...
0 yorum:
Yorum Gönder