Geçen gün son yağmurunu verdi küçük ,
son hatrını saydı o kahvenin
sonra kapısı bile olmayan bi yerde
çekip gitti...
arkasında bıraktığı hiç bişey de yoktu aslında
soruları dışında...
Niye diyemedi o saatten sonra hiçbişeye...
hiçbişey yakışamadı çünkü
o anlam yığını 2 dakikadan sonra...
neyse ki mutluluk hiç zor değildi,
beklemeler kadar değildi.
pusuda bekleyen hep bir nefes vardı gaipte
ama herşey geçmiş zamanla kurulu cümlelerdeydi.
o kısacık zamanda büyük keşkeler vardı ,
o upuzun cümlelerde büyük vazgeçişler
ve
gecede
tarifi olamayan
daha başka , daha derin sessizlikler...
yazıklara sarılıp geçmiş,
sokağın yanına bırakıldı...
bir söz daha sarfedildi boşluğa,
'git'...
'ben giderim sen gönderirsen' saklı bakışlarla
karşılanabileceği hiiiç bilinemeden...
O zaman...
Avuçlarındaki çaresizlikleri yüklenen biri yok ,
Sahte mutluluklarının destekçilerini inkar eden yok ,
küçük mızmızlıklarınla yarattığın
küçük mutsuzluklarına
büyük gülücükler konduran da yok...
bir kez daha keşke dersen
çok geç olmuş bir zaman bile yok...
gittim ben...
0 yorum:
Yorum Gönder